GLOKOM ve TEDAVİLERİ

Prof. Dr. Mehmet Talay KÖYLÜ

1. Glokom tam olarak nedir? Halk arasında neden “göz tansiyonu” olarak biliniyor?

Glokom, en sık göz içi basıncının yükselmesi nedeniyle görme sinirinin (optik sinir) yapısal ve görme alanının fonksiyonel olarak zarar görmesiyle karakterize kronik, genellikle ömür boyu takip gerektiren, ilerleyici, sıklıkla her iki gözü etkileyen ve tedavi edilmediğinde kalıcı körlükle sonuçlanabilen sinsi bir göz hastalığıdır. Dünyadaki körlüklerin en sık ikinci sebebi olup, 40 yaş sonrası bireylerde yaklaşık %2-4 oranında görülmektedir. Halk arasında "göz tansiyonu" olarak bilinmesinin nedeni, hastalığın gelişiminde en temel ve belirleyici mekanizmanın göz içi basıncının artmasından kaynaklanmaktadır. Hastalığın ilerlemesinin önlenmesinde en önemli unsur göz içi basıncının medikal ve cerrahi tedavilerle düşürülmesi ve stabil seyretmesini sağlamaktır.

2. Normal göz içi basıncı kaçtır?

Sağlıklı bir gözde bu basınç ortalama 10-21 mmHg aralığındadır. Bu değerin üzerine ne kadar çıkarsa glokom hastalığının gelişmesi ve ilerlemesi ihtimali artar.

3. Göz içi basıncı nasıl yükseliyor, bu durum görme sinirine nasıl zarar veriyor?

Göz içi basıncı, gözün içindeki aköz hümör adı verilen sıvının üretim ve boşaltım dengesinin bozulmasıyla yükselir. En sık problem bu sıvının gözün içinden dışına çıkış yollarında (özellikle trabekulum) direnç ya da tıkanıklık olmasıdır. Bu durum aközün göz içerisinde hapsolmasına ve göz içi basıncının artışına neden olur. Bu basınç görme siniri (optik sinir) liflerine mekanik olarak zarar vererek ve kan akışını bozarak kalıcı hasara yol açar.

4. Glokomun farklı türleri var mı? Hangi türler daha sık görülüyor? Glokomun temel olarak 2 tipi vardır:

Açık Açılı Glokom (Primer ve Sekonder Açık Açılı Glokom): Tüm glokom vakalarının yaklaşık %60'ını oluşturan en sık tiptir . Ülkemizde de en sık görülen tiptir. Psödoeksfoliasyon, pigmenter, üveitik, travmatik vb. çok sayıda alt tipi vardır. Son derece sinsi ilerler; erken evrelerde hiçbir ağrı veya belirgin görme kaybı yaratmadığı için hastalar durumun çoğunlukla farkına varamamaktadır. Açı Kapanması Glokomu: Ön kamara açısının darlığı nedeniyle oluşur. Ani kapanma (Akut Glokom Krizi) durumunda göz tansiyonu çok hızlı yükselir. Şiddetli göz ağrısı, baş ağrısı, ani görme azalması, gözde kızarıklık ve mide bulantısı gibi şikayetler oluşur. Acil bir durum olup medikal , lazer ya da cerrahi müdahale gerektirir. Görme kaybına sebep olabilir. Bunun haricinde nadiren bebeklerde görülen konjenital glokom türü vardır: Konjenital (Doğuştan) Glokom: Bebeklerde göz içi sıvısının tahliye kanallarının yapısal olarak bozuk olması nedeniyle görülür. Nadir rastlanır; bebekte göz sulanması, ışığa hassasiyet, gözlerin normalden büyük ve opak olması ile kendini belli eder. Genellikle doğum sonrası ilk 6 ay içerisinde konulur. Ergenlerde görülen juvenil glokom isimli bir tür de vardır. Tedavisi cerrahidir.

5. Glokomun genellikle sinsi ilerlediği söyleniyor. Hastalar bu hastalığı nasıl fark edebilir?

Glokom sıklıkla sinsi bir hastalıktır ve geç dönemlere kadar fark edilemez. Bunun sebebi semptomlarının silik olması ve oluşturduğu hasarın görme alanının etrafından başlayıp merkezi sonradan etkilemesidir. Hastalar görme alanı periferindeki hasarları fark edemezler. Bu nedenle erken tanı çok önemlidir. Erken tanı konulursa glokom hastalığı durdurulabilir. İleri yaş glokom hastalığı için önemli bir risk faktörü olduğu için hastalarımıza özellikle 40 yaşından sonra düzenli göz muayenesi olmalarını önermekteyiz.

6. Glokom tanısı nasıl konur? Göz muayenesi sırasında hangi testler yapılır?

Glokomun tanısı detaylı göz muayenesi ile konulur. Rutin göz muayenesinde görme keskinlikleri, gözün ön ve arka tabakalarının biyomikroskopik muayenesi, göz içi basıncı ölçümü vardır. Yapılan muayenede göz içi basıncı yüksekliği veya glokomu düşündürecek bir görme siniri yapısı varsa ileri tetkiklere geçilir. Burada temel iki test görme alanı ve RNFL analizi olarak isimlendirilen radyasyon içermeyen optik koherans tomografidir. Bu detaylı muayenede tanı konulursa ya da şüphe ortadan kalkmazsa rutin aralıklarla (genellikle 3-6 ay) bu muayeneler tekrar edilerek hastalığın ilerleyip ilerlemediği değerlendirilir.

7. Her göz tansiyonu yüksek çıkan kişide glokom var mıdır, yoksa başka nedenlerle de yükselebilir mi?

Her göz tansiyonu yüksek çıkan kişide glokom yoktur. Glokom tanısı için görme sinirin yapısında hasar ya da görme alanında defekt görmek gerekir. Göz tansiyonu yüksek olup hasar görülmeyen tabloya oküler hipertansiyon denilmektedir. Ancak oküler hipertansiyon hastalarında da uzun yıllar takiplerde önemli oranda glokom geliştiği gözlemlendiğinden bu hastaları da belirli aralıklarla takip etmek gerekir.

8. Glokom tedavisinde hangi yöntemler uygulanıyor? İlaç, lazer ve cerrahi seçenekler arasında nasıl farklar var?

Glokom tedavisinde 3 grup tedavi vardır: İlk grup ilaç yani glokom damlalarının olduğu medikal tedavi yöntemidir. Çoğunlukla ilk tedavi basamağını oluşturur. Tanı konulunca medikal damla tedavileri ile glokom hastalığı durdurulabiliyorsa bu tedavi ile hastalar takip edilir. Damla tedavilerine rağmen glokom hastalığı ilerliyorsa veya damlalara karşı yan etki söz konusu ise (özellikle gözde yoğun kızarıklık ve göz yüzeyinde alerji) cerrahi tedaviler veya lazer tedavileri uygulanır. Çok çeşitli glokom damlaları olup hastanın özelliklerine göre ve hedef göz içi basıncına göre bu tedaviler şekillendirilir. İkinci grup tedavi lazer tedavileridir. Bazı durumlarda birinci seçenek tedavi de olabilirler. Özellikle açı kapanması glokomu tipinde lazer, damla tedavileri ile birlikte öncelik olabilir (lazer periferik iridotomi). Üçüncü grup tedavi cerrahi tedavilerdir. Hastanın kataraktı da varsa katarakt ameliyatı ile birlikte uygulanması faydalı olabilir. Cerrahi tedaviler de kendi arasında ikiye ayrılır. Birinci grup klasik glokom cerrahileri olup trabekülektomi ya da çeşitli tüp implantasyonlarından (Ahmed glokom valv tüp implantasyonu gibi) oluşur. İkinci grup ise son yıllarda çıkan ve her geçen gün tercih edilme sıklığı artan minimal invazif glokom cerrahileridir (Kahook blade, GATT cerrahileri gibi). Bu grup cerrahilerin etkinlik ve güvenliği oldukça yeterli seviyededir.

9. Tedaviyle birlikte görme kaybı geri döndürülebiliyor mu, yoksa sadece ilerlemesi mi engelleniyor?

Glokom tedavisinde ana amaç hastalığı durdurmaktır. Oluşmuş olan hasar geri dönüşümsüzdür.

10. Glokom hastalarının yaşam tarzında dikkat etmesi gereken özel durumlar var mı? (beslenme, egzersiz, stres vb.)

Kesin veriler olmasa da Akdeniz usulü beslenme tüm göz hastalıklarında önerilen beslenme şeklidir. Burada protein ağırlıklı balık, süt ve ürünleri, et ve koyu yeşil sebze ve meyvelerden bahsedilmektedir. Glokom hastalığı görme kaybına sebep olabildiğinden hastalar üzerinde stres yaratmaktadır. Gereğinde hasta ve yakınlarının psikolojik destek alması gerekmektedir. Egzersiz ve spor bu stresi azaltmakta ve hastaların tedaviye uyumunu arttırmaktadır.

11. Düzenli göz kontrollerinin glokomun erken tanısındaki önemi nedir? Hangi yaşta ve ne sıklıkla muayene olmak gerekir?

Glokom hastalığı şiddetine göre hafif, orta ve ileri düzey olabilir. Hastalık ileri yaşlarda daha sık gözüktüğünden özellikle 40 yaş üstü bireylerde erken tanı için yıllık düzenli göz muayenesi mutlaka önerilmektedir.

12. Halkımıza glokomu önlemek ya da erken fark etmek adına neler önerirsiniz?

Glokom erken tanı konulduğu zaman görme kaybını engelleyebileceğimiz çok çeşitli tedavileri olan bir hastalıktır. İleri dönemlerde karşılaşınca da hastanın kalan yaşam süresini yapabilecek görme seviyesini korumayı amaçlamaktayız. Düzenli göz muayeneleri, glokom tanısı konulduktan sonra tedaviye uyum ve kontrollerin aksatılmaması önemlidir.

13. Kimler glokom açısından risk altındadır? Yaş, genetik faktörler veya sistemik hastalıklar etkili midir?

En önemli risk faktörü göz içi basıncının yüksekliğidir. Diğer önemli risk faktörleri ileri yaş, aile öyküsü, ince kornea yapısı, miyopi ve genetik faktörlerdir. Bazı sistemik hastalıklar; örneğin şeker hastalığı ileri dönemlerinde glokoma neden olabilir. Kol tansiyonu ile göz tansiyonu arasında bilinen bir ilişki yoktur.